|
İSA
Aleyhisselam, MEHDİ Aleyhisselam ve DECCÂL(Çok Önemli!
)
Kıyametin büyük alametlerinden olan, Mehdi A.S.'ın
çıkışı ve alametleri, deccal'ın çıkışı,Hz İsa A.S.'ın inişi ile ilgili
olarak Peygamber Efendimizin SAV irad etmiş olduğu uzun hutbe'nin özetidir
... (Her Müslüman mutlaka okumalı ve bunları bilmelidir. Zira Efendimiz
SAV, Mehdi A.S.'ın bir savaşındaki orduyu kasdederek "O orduya
imkansızlık sebebiyle bile iştirak edemeyen, hüsrana uğrar"
buyurmuştur)
"Rahman
ve Rahim Olan ALLAH'ın Adıyla"
"(Yahudiler) Onu (İsa A.S.) hakikaten öldürmediler, bilakis ALLAH
onu kendisine yükseltti, ALLAH Azizdir ,Hakim'dir" Nisa-158-159
"Meryem'in
oğlu İsa Dimeşk (Şam-ı Şerif) de beyaz minarenin yanına inecektir."
(Müslim, Fiten:20, No:2937-110 ,4/2253 , Ebu Davud, Melahim :14, No:4321,
2/520 Taberani, Mucem-i Kebir:440, 19/196,590,1/217, Buhari, Tarih-i Kebir:1002,7/233)
"ALLAH-u
Tealâ , Adem A.S. ın zürriyetini yarattığı andan beri yeryüzünde Deccal'ın
fitnesinden daha büyük bir fitne olmadı ve ALLAH-u Tealâ' nın gönderdiği
her peygamber ümmetini mutlaka Deccal fitnesinden sakındırdı. Ben peygamberlerin
sonuncusuyum , sizde ümmetlerin sonuncususunuz ve O (Deccal) çare yok
sizin aranızda (bu ümmetin döneminde) çıkacaktır.
Eğer ben
aranızda iken çıkarsa , her müslüman için onu ben yenip defederim ,şayet
benden sonra çıkarsa , herkes kendi nefsini savunarak onu yenmeye çalışır.
ALLAH' ta her müslüman hakkında benim halifem (koruyucu ve yardımcım)
dır.
Şüphesiz
o, Şam ile Irak arasında bir yoldan çıkacak ve sağa sola fesat (bozgunculuk)
saçacaktır.
Ey ALLAH'
ın kulları ! Artık (dinde) sebat ediniz. Şimdi ben onu siz öyle vasıflandıracağım
ki(tanıtacağım ki) , hiçbir peygamber benden önce onu , o biçimde vasıflandırmamış
(tanıtmamış) tır.
O (deccal)
önce, "Ben bir peygamberim" diyecektir. Halbuki benden sonra
hiçbir peygamber yoktur. Sonra, ikinci bir iddiada bulunarak "Ben
Rabbinizim" diyecektir.
Halbuki siz
ölünceye kadar Rabbinizi göremezsiniz ve o (Deccal) , a'ver (gözü sakat)
dır. HalbukiRabbiniz a'ver değildir.
Deccal çok
kıvırcık saçlı bir gençtir, gözü yerinde durmakta ise de sakattır, ben
onu Abdul Uzzâ ibni Katan'a benzetir gibiyim ve iki gözü arasında kafir
yazılıdır.
Onu, yazmayı
bilen ve bilmeyen her mümin okur. Şüphesiz beraberinde bir cennet ve bir
cehennem (diye isimlendirdiği iki ırmak) bulunması da onun fitnesindendir.
Aslında cehennemi
bir cennet olup , cenneti de bir cehennemdir. Artık kim onun cehennemin
belasına uğrarsa , ALLAH' tan yardım dilesin ve Kehf suresinin ilk ayetlerini
okusun ki , (Nemrud'un yaktığı) ateş İbrahim (A.S.) e olduğu gibi bu ateşte
o kimseye soğuk ve selamet olsun.
Şüphesiz
onun fitnesinden birisi de şudur : O, bir bedeviye : "Söyle bakalım
, eğer ben senin için ananı ve babanı diriltirsem, benim senin rabbin
olduğuma şehadet eder misin ? " diyecek, Bedevi de "Evet"
diyecek , bunun üzerine iki şeytan onun babası ve anası suretlerinde ona
görünecekler ve (ona) " Ey oğulcuğum ! Ona tabi ol çünkü o , mutlaka
senin rabbindir" diyecekler.
Onun bir
fitnesi de şudur: O , tek bir kişiye (gayet genç bir adama) musallat kılınarak,
o kişiyi öldürüp testere ile biçecek, hatta o kişinin cesedi iki parçaya
bölünmüş olarak (bir okun ulaşabileceği hedef mesafesine) atılacaktır.
Sonra Deccal
, (orada bulunanlara) : "Şu (öldürdüğüm) kuluma bakınız , şimdi ben
onu dirilteceğimde , yine benden başka bir rabbi olduğunu iddia edecek"
diyecektir.
(Sonra Deccal
o öldürdüğü kişiyi çağırınca) ALLAH o kişiyi diriltecek , (o genç dirilip
parlak ve güleç bir yüzle, ona yönelecektir). Habis (deccal) o kişiye
: " Senin Rabbin kimdir ? " diyecek, Adam da ; "Rabbim
ALLAH' tır , sen de ALLAH' ın düşmanı Deccalsın, ALLAH' a yemin ederim
ki, hiçbir zamanbu günkü kadar senin hakkında kuvvetli basiret (şuur)
sahibi olmadım." diyecek , o genç deccal ile alay ederek : "Senin
sapıklığını şu anda daha iyi anladım." Demek isteyecek, Deccal da
bir daha ona dokunamayacak) tır.
Ebu Said
El Hudri buyurmuştur ki , Resulullah SAV "(Deccal'ın öldürdüğü) o
adam , ümmetim içinde cennette derecesi en yüksek olandır." Buyurdu.
Ravi buyurmuştur
ki , Ebu Said el Hudri : "VALLAHi Ömer ibni Hattâb R.A. vefat edinceye
kadar biz kendisinin o adam olacağını sanıyorduk" dedi.
Resulullah
SAV devamla buyurdu ki ; "Deccal'ın buluta yağmur yağdırmasını emretmesi,
bulutun da bu emir üzerine yağmur yağdırması ve onun yere bitki bitirmesini
emredip, yerin de bitirmesi onun fitnesinden bir kısımdır.
Deccal'ın
bir fitnesi de , bir kabileye uğraması , o kabilenin kendisini yalanlaması
ve bunun sonucu olarak o kabilenin otlanmakla beslenen bütün hayvan sürülerinin
helâk olmasıdır. 'o kabilenin başına kıtlık felaketi gelip, ellerinde
mal olarak hiç bir şey kalmamasıdır.
Sonra deccal
bir harabeye uğrayacak ve ona : "Definelerini çıkar" diye seslenip
, oradan ayrılacak, harabenin defineleri de , bal arıları arı beyini izledikleri
gibi Deccal'ın peşine düşecektir."
Fitnesinden
birisi de şudur: O , bir kavme uğrayacak da, bunlar onu tasdik edecekler
(Rab olduğuna inanacaklar). Sonra o, buluta yağmur yağdırmasını emredecek,
bulut da bu emir üzerine yağmur yağdıracaktır.
O, yere bitki
bitirmesini emredecek , yer de bu emir üzerine bitirecektir. Nihayet o
kavmin küçük baş ve büyük baş hayvanları o gün her zamandan fazla semiz
, muazzam, böğürleri en şişkin ve memeleri sütle en dolgun olarak akşamları
mer'adan dönecektir.
Mekke ve
Medine hariç , yer yüzünde Deccal'ın ayak basmadığı ve hükümran olmadığı
hiçbir yer kalmayacaktır. O , Mekke'ye ve Medine'ye , yollarının hangisinden
varmak istese, melekler mutlaka çıplak kılıçlarla karşısına çıkacaktır
(onu geri çevireceklerdir) dır.
Nihayet o
, Zurayb- Ahmer (kırmızı dağcık) yanına , kurak ve çorak (tuzlu) arazinin
bittiği yere inecektir.
Sonra Medine
şehri sakinleriyle beraber üç defa sallanacak bunun üzerine (Medine-i
Münevvere'de bulunan) münafık erkek ve kadınlardan hiç kimse kalmayıp
, hepsi onun (deccal'ın) yanına gidecekler, Ve böylece demirci körüğü
demirin kirini pasını giderip attığı gibi Medine-i Münevvere de pisliği
(habis insanları) dışına atacak ve o güne : "Kurtuluş günü"
denecektir.
Bunun üzerine
, Ümmi şerik binti ebil Aker : "Ya Resulullah ! Peki o gün Araplar
nerede olacak ? " Diye sordu . Efendimiz (SAV) :
Araplar o gün azdır ve büyük çoğunluğu Beytül Makdis (Kudüs) de bulunacaktır.
İmamları da salih bir adam (olacak) tır.
Sonra İmamları
(Mescid-i Aksa'da) öne geçip onlara sabah namazını kıldıracağı sırada
sabahleyin onların üzerine Dimeşk'in doğusunda ki Beyaz minare yanına
, hafif sarı renkli iki parça elbise içinde ellerini iki meleğin kanatları
üzerine koymuş olarak Meryem'in oğlu İsa inecektir.
Bunun üzerine
İsa (A.S.) ın öne geçip cemaate namaz kıldırması için imam geri geri yürümeye
başlayacak, fakat İsa (A.S.) elini onun omuzları arasına koyarak :
"Öne
geç de namaz kıldır, çünkü kâmet senin için getirildi ." diyecektir.
Bunun üzerine imamları onlara namaz kıldıracak sonra imam namazı bitirince
İsa (A.S.) "Kapıyı açınız" diyecek ve kapı açılacaktır.
Kapının önünde
Deccal , beraberinde yetmişbin yahudi olduğu halde bulunacaktır, hepsi
de süslükılıçları kuşanmış yeşil şallı olacaktır. Deccal, İsa (A.S.) a
bakınca tuzun suda eridiği gibi eriyecek ve kaçmaya başlayacaktır.
İsa (A.S.)
da ona : "Sana öyle bir darbem vardır ki , sen ondan kurtulamayacaksın"
diyecek ve : "Lüdd" ün (Şam'da veya Filistin'de bir yer) doğu
kapısı yanında yetişip onu öldürecek, ALLAH yahudileri hezimete uğratacaktır.
Artık ALLAH'
ın yarattığı şeylerden , arkasında bir yahudinin saklanıp ta , ALLAH'
ın konuşturmayacağı hiçbir şey kalmayacaktır.
"Ey
ALLAH' ın müslüman kulu ! İşte bu bir yahudidir gel de onu öldür."
demeyen ne bir taş, ne bir ağaç, ne bir duvar, ne de bir hayvan olmayacaktır.
Yalnız Garkada ağacı bu hükmün dışındadır çünkü bu ağaç onların ağaçlarındandır
konuşmayacaktır.
Sonra ALLAH'
ın peygamberi İsa (A.S.) ALLAH' ın (deccal'dan) korumuş olduğu bir kavmin
yanına varacak ve yüzlerini meshedecek (elini teberrüken yüzlerine sürecek
veya onları korku ve sıkıntıdan kurtaracak) ve onlara cennetteki derecelerini
anlatacaktır.
Onlar bu
halde iken aniden ALLAH-ü Teâla İsa (A.S.) a : " Ya İsa ! Ben öyle
bir takım kullarımı (meydana) çıkardım ki , onlarla savaşmaya hiçbir kimsenin
gücü yetmez.
Sen de (beraberinde
bulunan) kullarımı Tûr (dağın) a götürüp onları toplu halde orada koru."
diye vahyedecek ve Mevla (Tealâ) Ye-cûc ve Me'cûcu gönderecektir. Bunlar
ALLAH(-ü Teâla)' ın buyurduğu gibi :
"Her
tepeden hızla koşacaklardır." (Enbiya Sûresi-96) Böylece öncüleri
Taberiyye gölüne uğrayacak ve içindeki suyu içecekler (tüketecekler) sonra
geride olanları (o göle) uğrayacaklar ve :
"Bu
gölde muhakkak bir kere su vardı" diyecekler. Sonra yürüyerek Beyt-i
Makdis dağına gelecekler ve: "Yer yüzündekileri öldürdük, gelin gök
yüzündekileri de öldürelim" diyerek oklarını gök yüzüne atacaklar.
ALLAH(-ü Teâla) da onların oklarını kan kırmızı olarak geri gönderecektir.
ALLAH(-ü
Teâla) ın peygamberi İsa (A.S.) ve arkadaşları da (Tûr dağında) mahsur
kalacaklar, hatta onlardan birine bir öküz kellesi sizden birinize bu
günkü yüz altından daha makbul olacaktır.
Sonra ALLAH(-ü
Teâla) ın peygamberi İsa (A.S.) ve arkadaşları Mevlâ (Tealâ) ya niyaz
edecekler, Mevlâ (Teâla) da Ye'cûc ve Me'cûc üzerine, boyunlarına musallat
olacak deve kurdu gönderecek böylece Ye'cûc ve Me'cûc, bir kişinin ölmesi
gibi bir arada öleceklerdir.
ALLAH(-ü
Teâla) ın nebisi İsa (A.S.) ve arkadaşları (Tûr dağından) inecekler, yer
yüzünde onların lâşe , pis kokusu ve kanlarıyla dolmadık bir karışlık
yer bulamayınca, İsa (A.S.) ve arkadaşları yer yüzünün bunlardan temizlenmesi
için Mevlâ (Teâla) ya niyaz edecekler,Mevlâ (Teâla)'da uzun boyunlu develere
benzeyen bir takım kuşları o lâşeler üzerine gönderecek, kuşlar da onları
taşıyarak ALLAH(-ü Teâla) ın dilediği yere atacaklar.
Müslümanlar
Ye'cûc ve Me'cûc'un (silah olarak kullandıkları) yaylarından, oklarından
ve kalkanlarından yedi yıl ateş yakacaklardır.
Sonra ALLAH(-ü
Teâla) onlara öyle bir yağmur gönderecek ki , ne bir kerpiç bina , ne
de bir çadır (hiçbirşeyi) o yağmurdan saklayamayacak (koruyamayacak),
yağmur böylece her tarafı yıkayıp ayna gibi parlatacaktır (su yeryüzüne
o kadar yayılacaktır ki, bakan onda yüzünü görecektir).
Resulullah
(SAV) , konuşmasına devamla buyurdu ki : "Ve Deccal'ın günleri kırk
yıldır. Bir yılı yarım yıl gibi ve (sonra kısalarak) bir yılı bir ay gibidir,
ayı'da bir hafta gibidir ve kalan günleri kıvılcım gibi (hızlı gidici)
dir.
Biriniz o
günlerde sabahleyin Medine'nin kapısı yanında olur da (günün kısalığından
dolayı) Medine'nin diğer kapısına akşama kadar varamaz.
Bunun üzerine
"Ya Resulullah o günlerde nasıl namaz kılacağız" denilince,
Resulullah (SAV) : "siz namazı şu uzun günlerde takdir ettiğiniz
gibi, o kısa günlerde de öylece takdir edip kılınız." buyurdu.
Resulullah
(SAV) konuşmasına devamla buyurdu ki : "Meryem'in oğlu İsa , benim
ümmetimin içinde (Muhammedi) , adaletli bir hakim ve adil bir imam olacak,
haç'ı kırıp ezecek ve domuzu öldürecektir, (zımmilerden) cizyeyi kaldıracak
ve zekatı terk edecek (almayacak) tır.
Artık ne
koyun , keçi , sığır sürüsü, ne de deve sürüsü üzerine zekat memuru çalıştırılmayacaktır.Düşmanlık
ve kin kaldırılacaktır. Zehirli olan her hayvanın zehiri de sökülüp alıncaktır.
Hatta küçük
oğlan çocuğu elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir.
Küçük kız çocuğu da, aslanı kaçmaya zorlayacak da aslan ona zarar vermeyecektir.
Kurt , koyun-keçi
sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır. Kap su ile dolduğu gibi ,
yeryüzü barışla dolacaktır.
Din bir olacak
, artık ALLAH' tan başkasına tapılmayacaktır. Savaş da ağırlıklarını (silah
ve malzemelerini) bırakacak, Kureyş (kabilesin) den hükümdarlığı alınacaktır.
Yeryüzü gümüş
sofrası gibi olup, Adem (A.S.) ın zamanında olduğu gibi bitkisini bitirecektir.
Hatta Bir üzüm salkımı üzerinde bir nefer(sayısı üçten ona kadar insan
topluluğu) toplansa o salkım hepsini doyuracak ve bir nar üzerinde bir
nefer (topluluk) toplansa o nar da hepsini doyuracaktır.
ALLAH süte
de öyle bereket verecek ki, yeni doğum yapmış deve, kalabalık cemaate
yetecek, yeni doğmuş inek bir kabileye yetecek ve yeni doğmuş bir koyun
, akrabalardan oluşan cemaate yetecektir.
Öküz şu kadar
(üstün değerdeki) mala tekabül edecek , at da bir kaç (önemsiz) dirhemciğe
tekabül edecektir.
Sahabiler
: "Ya Resulullah atı ucuzlatan nedir ? " diye sordular. Efendimiz
(SAV): "Savaş için ata ebedi olarak binilmeyecektir (çünkü hiç savaş
olmayacaktır) ." buyurdu . "Öküzün fiyatını (bu kadar) pahalandıran
nedir? " diye sorulduğunda ise :
"Toprağın
tamamı sürülecek" buyurdu. Sonra onlar bu halde iken ALLAH(-u Tealâ)
onlara güzel bir rüzgar gönderecek , o rüzgar onları koltuk altlarından
yakalayarak müslüman olan herkesin ruhunu alacaktır, diğer insanlar eşeklerin
alenen çiftleştiği gibi herkesin gözü önünde cinsi ilişki de bulunup duracaklar.
İşte kıyamet (insanların en şerlileri olan) bunların başına kopacaktır.
(Resulullah
(SAV) bu hadis-i şerifin sonunda Deccalın çıkmasından evvelki zamanı şöyle
anlatmıştır):
Şüphesiz
ki, Deccalın çıkmasından evvel , (kıtlığı) şiddetli üç yıl bulunacak.
O yıllarda insanların Başına büyük bir açlık (felâketi) gelecektir.
ALLAH birinci
yıl buluta yağmurunun üçte birini tutmasını emredecek ve yere bitkisinin
üçte birini tutmasını (vermemesini) emredecektir.
Sonra , ALLAH
ikinci yıl buluta emredecek , bulut da yağmurunun üçte ikisini hapsedecektir
ve ALLAH yere emredecek, yer de bitkisinin üçte ikisini hapsedecektir.
Sonra, ALLAH
üçüncü yıl buluta emredecek, bulut da yağmurunun tamamını hapsedecektir,
artık bir damla yağmur yağmayacaktır. ALLAH yere de emredecek , yer de
bitkisinin tamamını hapsedecektir.
Yer yüzü
artık hiç bir yeşillik bitirmeyecektir. Neticede çift tırnaklı (geviş
getiren) hiçbir hayvan kalmayıp , ALLAH' ın (yaşamasını) dilediği hayvan
dışında hepsi helak olacaktır. Buyurdu
Efendimiz (SAV) 'e : "O zaman da insanları yaşatan (azık) nedir ?
" diye sorulunca:
"Tehlil (La İlahe İllALLAH), Tekbir (ALLAHû Ekber), Tesbih (SübhanALLAH)
ve Tahmid (Elhamdülillah), bu zikirler insanlara yemek yerine geçirilecektir."
(İbni Mace
, Fiten:33, No:4077 ,2/1359 ,İbni Mace , 4075, 4076, Tirmizi, Fiten:59,
No:2240,4/510) (Ebu Davud, Melâhim:14, No:4321, 2/520) (Müslim, Fiten:20,
No:2937/110, 4/2250)
ALLAH' u
Tealâ Zebur kitabında Davud A.S.' a şöyle vahyetmiştir ;
Ey Davud! Şüphesiz ki senden sonra doğru bir nebi olarak bir peygamber
gelecek ki onun ismi "Ahmed" ve "Muhammed" dir. Ben
ona ebediyyen kızmayacağım. O da Bana ebediyyen isyan etmeyecektir. Ben
onun için geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamışımdır.
Onun ümmeti
, bir ümmet-i merhume (acınmış bir ümmet) dir. Ben onlara Peygamberlere
verdiğim gibi nafileler verdim.
Onların üzerine
, Nebiler ve Resullere farz ettiklerimi farz kıldım. Ta ki kıyamet günü
bana geldiklerinde nurları Peygamberlerin nuru gibi olacaktır.
Şöyle ki
Ben onlara kendilerinden önceki Peygamberlere farz kıldığım gibi her namaz
vakti benim İçin iyice temizlenmelerini (abdest almalarını) farz ettim.
Kendilerinden
önceki Peygamberlere farz ettiğim gibi cünüplükten yıkanmayı emrettim.
Onlardan önceki nebilere emrettiğim gibi, kendilerine haccı emrettim.
Kendilerinden önceki Resullere emrettiğim gibi, onlara cihadı da emrettim.
Ey Davud
! Muhakkak ki Ben , Muhammed ve ümmetini bütün ümmetler üzerine üstün
kıldım. Kendilerinden başka hiçbir ümmete vermediğim bir takım hasletleri
onlara verdim.
Onları hata
ve nisyan (yanılma ve unutma) yüzünden cezalandırmam. İşledikleri herhangi
bir günahtan af istediklerinde onları bağışlarım.
Gönül hoşnutluğuyla
ahiretleri için verdikleri herhangi bir şeyi (n karşılığını) onlara peşin
olarak veririm. Onlar için benim yanımda kat kat mükafatlar vardır.
Müsibet ve
belalara sabrederek: "Şüphesiz biz ALLAH' a aitiz ve muhakkak biz
ancak O'na dönücüyüz." Dedikleri taktirde onlara salât rahmet ve
neim cennetlerine hidayet (ulaşma nimetini) veririm. (Beyheki , Delâilün-
Nübüvve, Süyûti , El-Havi :2/28)
"Benim
incil'deki sıfatım şöyledir: (O) , Tevekkül sahibi Ahmed'dir. Doğum yeri
Mekke'dir. Hicreti Taybe (Medine) yedir. O, sertve kaba değildir. İyiliğe
iyilik ile karşılık verir.
Kötülüğe kötülükle mukabelede bulunmaz . Onun ümmeti çok hamdedicilerdir.
Bellerine izar (peştamal) giyerler, abdestte ellerini ve ayaklarını yıkarlar.
İncil (kitapları) göğüslerindedir. Harb için saf tuttukları gibi namaz
içinde saf olurlar.
Kendisiyle
Bana yaklaşmaya çalıştıkları kurbanları , kanlarıdır. (Benim yolumda canlarını
kurban ederler). Geceleri ruhban (ibadet edici) gündüzleri ise (ALLAH
yolunda savaşan) aslanlardır.
(Taberani, Mucemi Kebir No: 10046,10/89, Heysemi, Mecmeuzzevaid , Ebu
Nuaym, Delailünnübüvve , Süyûti , El-Havi : 2/282)
"Elbette
Meryem'in oğlu İsa , adil bir imam ve adaletli bir hakim olarak (yer yüzüne)
inecektir ve elbette hacı ve umreci olarak yahut ikisinin niyetiyle yola
girecek ve mutlaka kabrime gelerek bana selam verecek ve muhakkak ben
de ona cevap vereceğim (selamını alacağım)." (Hakim , Müstedrek,
No:4162, 2/651)
"Peygamberler
, anneleri ayrı , baba bir kardeştirler. Dinleri birdir (inanç bakımından
aralarında hiçbir fark yoksa da fıkıh meselelerinde kendilerine farklı
hükümler vahyedilmiştir.) Meryem oğlu İsa'ya insanların en yakını benim
, çünkü benimle onun arasında hiçbir peygamber yoktur."
"Şüphesiz
ki o inecektir, onu gördüğünüzde , orta boylu, pembe beyaz , kendisine
ıslaklık değmese de , başından su damlar (hamamdan yeni çıkmış) gibi ,
üzerinde açık sarı iki elbise bulunan bir kişi olarak onu tanıyın."
"O (indiğinde)
haçı kıracak , hınzırı öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve bütün insanları
İslâm'a davet
edecektir.
O'nun zamanında ALLAH-u Tealâ İslâm dışında bütün dinleri yok edecek ve
onun döneminde ALLAH-u Tealâ Mesih-i Deccalı helâk edecektir."
"Yeryüzüne
öyle bir emniyet (güvence) gelecektir ki yılanlar develerle , kaplanlar
ineklerle, kurtlar da koyunlarla beraber otlayacak, çocuklar da yılanlarla
oynayacak , yılanlar onlara zarar vermeyecektir."
"Yeryüzünde
kırk sene kalacak, sonra vefat edecek, müslümanlar onun cenaze namazını
kılacaktır."
(Ahmed ibni Hanbel , No:9281-9638, 3/374, Buhari, Enbiya : 49 , No:3258-59
, 3/1270 , Ebu Davud, Sünnet: 13 ,No:4675, 2/630, Müslim, Fezail:40, No:2365,
4/1837)
"Şüphesiz
ki ben , ömrüm uzarsa , Meryem'in oğlu İsa'ya kavuşacağımı umarım. Eğer
ölüm bana acele gelirse, içinizden ona kavuşan , ona benden selam söylesin."
(Ahmed ibni Hanbel , Müsned , No:7975, 7976 ,3/158,7983,3/159)
"Ümmetimden
bir cemaat hak üzere zahir (yardımcı) olarak kıyamete kadar cihad etmekte
devam edecektir."
"Sonra
, Meryem'in oğlu İsa inecek ve Müslümanların emiri ona 'Gel bize namaz
kıldır' diyecek. O'da 'Hayır ALLAH' ın bu ümmete bir ikramı olmak üzere
sizler birbirinize emirlersiniz' buyuracaktır."
(Müslim, İman:71 , No:156, 1/137 , Ahmed ibni Hanbel : Müsned : 14726,
5/113)
"Meryem'in
oğlu İsa Dimeşk(Şam-ı Şerif) de beyaz minarenin yanına inecektir.
(Taberani, Mucem-i Kebir:440, 19/196 , 590 ,1/217 , Buhari, Tarih-i Kebir:
1002, 7/233)
"Elbette
Mesih (İsa A.S.) bu ümmetten öyle bir takım kavimlere kavuşacaktır ki
, onlar sizin gibidir veya sizden daha hayırlıdır."
"Evvelinde
ben , sonunda Mesih(İsa A.S.) bulunan bir ümmeti ALLAH-u Tealâ asla rüsvay
etmez. (Musannef ,İbni Ebi Şeybe , Cihad :1, No:42, 4/567, Hakim, Müstedrek:4351,
3/43 , Hakim-i Tirmizi , Nevadiru'l- Usûl : 2/93)
"Rum
, A'mak veya Dabik'a (Şamda Halep yakınlarında bulunan iki yerden birine)
inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Onlara karşı o gün Medine(Halep Şehrin)
den yer ehlinin en hayırlılarından bir ordu çıkacaktır."
"Onlar
saf tuttukları vakit Rumlar 'bizimle bizden esir alınan (sonradan iman
ederek sizinle beraber bizimle harb eden) ların arasını serbest bırakın
onlarla harb edelim' diyecekler."
"Müslümanlar
da : 'Hayır ! VALLAHi sizinle (din) kardeşlerimizin arasını serbest bırakamayız'
diye cevap verecekler."
"Netice
de onlarla harb edecek ve (müslümanlardan) üçte biri bozguna uğrayacak
, ALLAH onlara ebediyen tevbe nasib etmeyecektir. Üçte biri de öldürülecektir
ki onlar ALLAH indinde şehitlerin en üstünü olacaklardır."
"Üçte
biri de fethedecekler ebediyen fitnelenmeyeceklerdir. Netice de Kostântiniyyeyi
(İstanbul'u) fethedecekler."
"Gaziler
kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetlerini taksim ederken o anda
şeytan , aralarında:'Şüphesiz Mesih (Deccal) aileleriniz hakkında sizin
yerinizi aldı (memleketinizde bıraktığınız aileleriniz Deccal'in eline
geçti)' diye sayha edecek (nâra atacak) , onlar da (İstanbul'dan) çıkacaklardır.
Halbuki bu (şeytanın haberidir), batıl (asılsız) dır.
"Şam'a
geldikleri vakit (İstanbul'dan Şam beldelerine dönüp Kudüs'e girdiklerinde
Deccal) çıkacaktır. Onlar harbe hazırlanıp saflarını düzeltirken namaz
ikame olunacak ve Meryem'in oğlu İsa inerek onlara imam olacak (imamları
olan Mehdi'ye namaz kıldırmasını emredecek) tir. "ALLAH'ın düşmanı
(Deccal) onu gördüğünde tuzun suda eridiği gibi eriyecektir. Onu bıraksa
da kendiliğinden helak oluncaya kadar eriyecekse de ALLAH onu (Deccal'ı)
Onun (İsa A.S.) eliyle öldürecektir. O da onlara Deccal'ın kanını , süngüsünde
gösterecektir." (Müslim , Fiten:9 , No:2897 , 4/2221)
"Ümmetimden
iki cemaati ALLAH-u Tealâ ateşten korumuştur. (Onlarda) Hind(istan) ile
gaza eden bir cemaat ile , Meryem'in oğlu İsa (A.S.) ile (Deccal'ın harbinde)
bulunan cemaattir. (Nesai , Cihat:41, No:3175 , 6/350 , Ahmed ibni Hanbel
, Müsned : 22459, 8/326)
"Meryem'in
oğlu , Deccal'ı 'Lûdd' ün (Filistin de bulunan Beyt-i Mukaddes'e yakın
bir beldenin) kapısında öldürecektir." (Tirmizi, Fiten :62, No: 2244
, 4/515 , Ahmed ibni Hanbel , Müsned:15466-69,5/270)
"Başında
ben , sonunda Meryem oğlu İsa , ortasında (sonundan biraz önce) Mehdi
bulunan bir ümmet asla helak olmayacaktır." (Ali el Müttaki , Kenzü-l
Ummal : 38671, 14/266 ,Münavi, Feyzü'l-Kadir, Şerh-i Camiü's-Sağir : 7384,5/383)
"Huzeyfetübnül
Yeman ; Ya Resulullah ! Biz cahilliyyet ve şer içinde idik, ALLAH bize
bu hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan sonra bir şer var mıdır ? O : 'Evet
' cevabını verdi."
"Ya
bu şerden sonra bir hayır olacak mı ? diye sorduğumda , O : 'Evet, ama
onda duman olacaktır.'buyurdu."
"Ben:
'Onun dumanı nedir' ? dediğim de , O : 'Benim yolumdan başka bir yol tutan
bir kavim ki, onlardan kimini tanıyacak , kimini inkar edecek (yadırgayacak)
sın (yaptıkları bazı işleri şeriata uygun , bazısını ise mugayir-zıt bulacaksın)'
buyurdu."
"Ben
: 'Hayırdan sonra bir şer olacak mı ? ' diye sordum : 'Evet , cehennemin
kapılarına çağıran bir takım dellallar (bulunacak ki) kim onlara icabet
ederse , onu oraya atarlar (kendilerine uyanı cehenneme götürürler)' buyurdu."
"Ben
: 'Ya Resulullah onları bize vasfet (tanıt) ' dedim : 'Onlar bizim kavmimizdendir,
bizim dilimizle konuşurlar ' buyurdu. Ben : 'Bu başımıza gelirse , bana
ne emredersiniz 'dedim."
"Müslümanların
cemaati (kitap ve sünnetle amel eden , ehli sünnet vel cemaat) nden ve
imamından ayrılmazsın" buyurdu.
"Bunun
üzerine ben : 'Eğer onların cemaati ve imamları yoksa ? ' diye sorunca
Resulullah ;
"O fırkaların
hepsinden uzaklaş velev bir ağacın kökünü ısırıp (açlıktan o zor ve meşakkatli)
haldeyken ölüm sana yetişsin." Buyurdu.
(Buhari, Menakıp:22, No:3411 , 3/1319 , Müslim , İmaret :13 , No: 1847
, 3/1475, İbni Mace , Fiten : 13, No.3979 , 2/1317)
'Resulullah
SAV güneş tutulmasından dolayı kıldığı namazı bitirmesinin ardından, ALLAH-u
Tealâ' ya hamd-ü senada bulunup : "ALLAH-u Tealâ' dan başka hiçbir
ilâh olmadığına , kendisinin de O'nun kulu ve resulü olduğuna" şahitlik
ettikten sonra ' :
"Ey
insanlar ! Ben ancak bir beşerim ve ALLAH' ın elçisiyim, size ALLAH-u
Tealâ' yı hatırlatıyorum. Eğer siz benim , Rabbimin risalâtı (elçilikleri)
ni duyurmakta bir şeyi eksik ettiğimi biliyorsanız mutlaka bunu bana söyleyin
ki , Rabbimin risalâtını duyurulması gerektiği gibi tebliğ edeyim."
'Bunun üzerine
insanlar kalkarak : "Biz senin, Rabbinin risaletlerini tebliğ ettiğine
, ümmetine nasihatta bulunduğuna ve üzerine düşen görevi yaptığına şahitlik
ederiz." dediler, sonra sustular.
'O zaman
Resulullah SAV' : "Şimdi bundan sonra birtakım insanlar , bu güneş
ve ayın tutulmasının ve şu yıldızların yerlerinden kaymalarının , yer
yüzündeki bir takım büyük insanların ölümü (ne işaret) için olduğunu zannetmektedirler."
"Şüphesiz
ki onlar, yalan söylemişlerdir. Velâkin (bunlar) ALLAH' ın ayetlerinden
bir takım ayetlerdir ki , kullarından kimin tevbe edeceğini görmek için
onlarla kullarını imtihan eder."
"VALLAHi
muhakkak ben namaza kalktığımdan beri dünyanız ve ahiretinizde karşılaşacağınız
her şeyi gördüm."
"Şüphesiz
şân odur ki , VALLAHi otuz kezzap (sahtekar) çıkmadıkça kıyamet kopmaz.
Onların sonuncusu , (ensârdan bir ihtiyarı göstererek) sol gözü Ebu Tihya'nın
gözü gibi memsuh (dümdüz) olan şaşı Deccal'dır."
"Şüphesiz
ki o ,çıktığı zaman kendisinin ALLAH olduğunu iddia edecektir. Ona inanarak
tasdik edip uyana, geçmişte yapmış olduğu salih ameli fayda vermeyecektir.
Ona küfredip yalanlayan da , önceki (kötü)ameliyle cezalandırılmayacaktır."
"Muhakkak
ki o, Harem (Mekke-Medine) ile Beyt-i Mukaddes dışında yer yüzünün tümüne
galip olacak , Beyt-i mukaddes'de müminleri kuşattığı sırada şiddetli
bir zelzele ile sarsılacaklar, o sırada aralarında Meryem'in oğlu İsa
(A.S.) sabahlayacaktır."
"ALLAH-u
Tealâ, Deccalı ve ordusunu hezimete uğratacak, hatta duvarın dibi ve ağacın
kökü : 'Ey Mümin ! İşte bu kafirdir, benimle gizleniyor gel onu öldür.'
diye nida (seslenecek) edecektir."
"İşte
bu anlatılanlar, sizce şanı büyük olan (çok şiddetli ve dehşetli , harikulâde)
bir takım işler görünceye ve hatta dağlar yerinden kayıncaya kadar asla
meydana gelmeyecektir."
'O zaman
siz' "Peygamberiniz bu olup bitenlerden bir şey bahseder miydi ?
diye aranızda soruşacaksınız."
"Sonra
bunu peşine kabz (umumi ölüm ve kıyametin kopması) vardır." buyurarak
eliyle işaret yaptı. (mübarek elini topladı)
(Hakim , Müstedrek, No:1230 , 1/478 ,Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:20198,
7/265, Tahavi , Meâni'l-Âsâr :1/197, Beyheki, Sünen-i Kübra , 3/339, Heysemi
, Mecmeu'z-Zevâid: 7/341)
"ALLAH-u
Tealâ, Adem i yarattığından beri kıyamet kopuncaya kadar yeryüzüne Deccal
fitnesinden daha büyük bir fitne indirmemiştir."
"Ben
onun hakkında öyle bir söz söyleyeceğim ki , benden önce hiç kimse o sözü
söylememiştir. O,(siyaha yakın) çok esmer , saçı (beğenilmeyecek derecede)
çok kıvırcıktır."
"Sol
gözü memsuhtur (kaş ve gözünün yeri , alnı gibi dümdüzdür). Gözünün üzerinde
(gözbebeğine kadar uzanan) katı bir et vardır."
"Körü
ve alacayı iyileştirecek ve 'ben sizin Rabbinizim' diyecektir."
"Her
kim Benim Rabbim ALLAH' tır derse, ona fitne (belâ) yoktur. Rabbim sensin
diyen ise muhakkak fitnelenmiş (kafir olmuş)tur."
"O ,
sizin aranızda ALLAH'ın dilediği kadar duracak , sonra Meryem'in oğlu
İsa , Muhammedi tasdik ederek , onun milleti (dini) üzere hidayete ulaşmış
bir imam ve adaletli bir hakem olarak inecek ve Deccal'ı öldürecektir."
(Taberani , Mu'cem-i Evsat, No:4577, 5/292 , Mu'cem-i Kebir, Heysemi ,Mecmeu'z
Zevaid: 7/336,Beyheki , El-Ba's, Süyuti , El Havi: 2/156)
"Ehli
Kitaptan hiçbir kimse yoktur ki onun (İsa A.S.) ölümünden evvel ona inanmasın."
Nisa-159
Açıklama
: "Ehli kitaptan her birine melekler gelerek yüzüne ve arkasına vururlar
sonra ona : 'Ey ALLAH'ın düşmanı şüphesiz ki İsa , ALLAH'ın ruhu ve kelimesidir.
Sen ALLAH' a iftira ettin ve İsa (A.S.) a inanmayan hiçbir yahudi ve nasrani
kalmaz.' "
"Deccal
, dinin zayıf zamanında ve ilmin kaybolmaya yüz tuttuğu bir vakitte çıkacaktır."
(Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:14959, 5/156, Hakim, Müstedrek, 4/530)
"Kehf
Sûresinin başından on ayet ezberleyen, Deccal fitnesinden korunur."
(Ebu Davud, Melâhim:14, No:4323,2/520)
DUA :
"Deyin ki : "Ey ALLAH'ım ! Cehennem azabından sana sığınırım,
kabir azabından sana sığınırım, Mesih-i Deccal fitnesinden sana sığınırım,
hayat ve mematın (yaşamanın ve ölümün) fitnesinden (yaşadığımız müddetçe
başımıza gelecek belalardan ve imansız ölme tehlikesinden) sana sığınırım."
(Müslim, Mesacid:25, No:590, 1/413)
|